Kuşbakışı İstihdam ve İşsizlik (Mahfi Eğilmez)

Ekonominin çok konuşulduğu günlerde en çok konuşulan maddelerden biri de işsizlik. Genelde iş bulma kurumuna başvuru oranına bakıldığı için doğru veri olmuyor aslında. Mahfi Eğilmez genel tabloyu rakamlarla koymuş ortaya, yorum size kalmış. Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Kuşbakışı İstihdam ve İşsizlik

Önce 2015 ve 2016 yılları Aralık aylarına ilişkin istihdam ve işsizlik verilerini yerleştirdiğimiz tabloya ve bu tabloda yer alan ifadelerin ne anlama geldiğine bakalım.

İstihdam ve İşsizlik
Sayılar (Bin) 2015 2016 Fark (%)
Türkiye Nüfusu 78.741 79.815 1,36
15 ve Üstü Yaştaki Nüfus 58.294 59.146 1,46
İşgücü 29.652 30.540 2,99
İstihdam 26.448 26.669 0,84
   Tarım İstihdamı 5.003 4.915 -1,76
   Tarım Dışı İstihdamı 21.446 21.753 1,43
İşsiz 3.204 3.872 20,85
İşgücüne Dâhil Olmayanlar 28.642 28.606 -0,13
İş Aramayıp Çalışmaya Hazır Olanlar 2.545 2.418 -4,99
Oranlar (%) Fark (Puan)
İşgücüne Katılma Oranı 50,9 51,6 0,70
İstihdam Oranı 45,4 45,1 -0,30
İşsizlik Oranı 10,8 12,7 1,90
Tarım Dışı İşsizlik Oranı 12,7 14,9 2,20
Genç Nüfusta İşsizlik Oranı 19,2 24,0 4,80
Eğitim Dışı, İstihdam Dışı 23,5 24,8 1,30
Kayıt Dışı Çalışanlar 32,1 32,7 0,60
Geniş İşsizlik Oranı 17,9 19,1 1,23

Continue reading “Kuşbakışı İstihdam ve İşsizlik (Mahfi Eğilmez)”

Bütçe Açığıyla Büyüme Modeline Dönüş (Mahfi Eğilmez)

Bu yazının çok açıklamaya ihtiyacı yok, kendi kendini anlatmış. Yazının aslına burdan ulaşabilirsiniz.

Bütçe Açığıyla Büyüme Modeline Dönüş

Türkiye, 1980’lerden başlayarak 2000’lere kadar kamu harcamalarının yüksek, vergi gelirlerinin düşük olduğu, bütçe açıklarına ve dolayısıyla kamu borçlanması yoluyla finansmana dayalı bir maliye politikası izledi. Buna gevşek maliye politikası deniyor. 2001 krizi sonrasında Türkiye, maliye politikasını sıkılaştırarak kamu harcamalarını azaltmasa da bütçe gelirlerini artırdı, bu yolla bütçe açıklarını azalttı ve kamu borçlanma gereksinimini düşürdü. Aşağıdaki grafik bu iki dönem arasındaki farkı sergiliyor. Continue reading “Bütçe Açığıyla Büyüme Modeline Dönüş (Mahfi Eğilmez)”

Gerçekte Refahımız Ne Kadar Arttı

Mahfi Eğilmez geçmişte refah artışımızı özetleyen güzel bir yazı yazmıştı. O yazıyı güncellemiş. Yazının orjinaline burdan ulaşabilirsiniz.

Gerçekte Refahımız Ne Kadar Arttı?

Büyüme Nasıl Hesaplanır?

GSYH büyümesi denilen olgu bir ekonominin bir dönemden ötekine üretim miktarındaki artış demektir. Basitleştirerek anlatmaya çalışayım. Yalnızca ekmek üreten bir ekonomide 2014 yılında piyasa fiyatı 1 TL olan 100 adet ekmek üretilmişse o ekonominin GSYH’sı şöyle hesaplanıyor: GSYH 2014 = 100 x 1 = 100 TL. 2015 yılında 2014 yılındaki üretimle aynı standart ve kalitede 104 ekmek üretilmişse o ekonomi 2015 yılında 2014 yılına göre yüzde 4 büyümüş sayılıyor.

Dikkat edilecek olursa büyüme hesabını üretilen miktar üzerinden yaptık. Bunu nihai malların satış fiyatları üzerinden de yapabiliriz (çok sayıda mal ve hizmetin üretilip satıldığı bir ekonomide bu hesap ancak fiyatlar üzerinden yapılabilir.) 2014 yılında 100 adet ekmek ve 10 kg peynir üreten bir ekonomide ekmeğin adedi 1 TL ve peynirin kg’ı 15 TL ise GSYH (= (100 x 1) + (10 x 15)=) 250 TL olarak bulunur. 2015 yılında ekmek adedinin 110’a çıktığını, fiyatının değişmediğini buna karşılık peynir üretimin aynı kaldığını ama kg’ının 20 TL’ye çıktığını düşünelim. Bu durumda 2015 GSYH’sı (= (110 x 1) + (10 x 20) =) 310 TL olarak hesaplanır. Bu durumda ekonomi 2014’e göre yüzde kaç oranında büyümüştür? Bu görünüşe göre ((310 – 250) / (250) =) % 24 büyümüş görünmektedir. Bu, nominal büyümedir. Nominal büyüme fiyat artışlarını içinde barındırır ve gerçek refah artışını göstermez. Gerçek refah artışını bulabilmek için reel büyümeyi hesaplamamız, bu hesabı yapabilmemiz için de fiyat artışlarını arındırmamız gerekir. Bunun için de fiyatları 2014 fiyatlarına indirgeyerek hesabı yeniden yapmamız gerekir. Buna göre GSYH 2015 (= (110 x 1) + (10 x 15) =)  260 TL olarak hesaplanır. Bu durumda ekonomi 2015 yılında 2014 yılına göre reel olarak; ((260 – 250) / 250 =) % 4 oranında büyümüştür.

İşin İçine Dolar Girince İşler Karışıyor

Şimdi diyelim ki 2014 yılında da da 2015 yılında da ortalama kur 1 USD = 1 TL olsun. Bu durumda 2014 yılı GSYH’sı dolar cinsinden 250 USD ve 2015 yılının GSYH’sı yine dolar cinsinden 310 USD olmuş görünür. Bu durumda dolar cinsinden büyüme % 24 olarak hesaplanır. Oysa gerçek bu değildir. Gerçeğin hesaplanmasında fiyatların sabit tutulması söz konusudur. Diyelim ki bu ekonomide on kişi yaşıyor ve 2015 yılında nüfus değişmemiş olsun. Bu durumda kişi başına gelir dolar cinsinden 2014 yılında 25 USD, 2015 yılında ise 31 USD olmuş görünmektedir. Yani kişi başına refah % 24 oranında yükselmiş görünmektedir. Oysa kişi başına düşen peynir miktarında artış olmamış, ekmek miktarı ise 1 adet artmıştır.

Türkiye’nin 2002’den bu yana büyümesini farklı yaklaşımlarla hesaplarken cari fiyatlarla GSYH’nın yanına dolar cinsinden GSYH’yı ve 1998 yılına göre sabitleştirilmiş yani enflasyondan arındırılmış fiyatlarla GSYH serisini ekleyip 2002 – 2015 arasındaki görünüme bakalım.

 

Yıllar CF GSYH

(Milyar TL)

CF GSYH

(Milyar USD)

SF GSYH

(Milyar TL)

Nüfus

milyon

KB Gelir

TL

KB Gelir

USD

SFKB

TL

2002 350,5 231,0 72,5 66,0 5.311 3.500 110
2003 454,8 305,0 76,3 66,8 6.798 4.559 114
2004 559,0 390,0 83,5 67,6 8.257 5.761 123
2005 648,9 481,5 90,5 68,4 9.459 7.019 132
2006 758,4 526,4 96,7 69,3 10.928 7.585 139
2007 843,2 648,8 101,3 70,2 12.011 9.242 144
2008 950,5 742,1 101,9 71,1 13.368 10.437 143
2009 952,6 617,6 97,0 72,1 13.212 8.566 135
2010 1.098,8 735,8 105,9 73,2 15.052 10.079 145
2011 1.297,7 774,0 115,2 74,2 17.513 10.445 155
2012 1.416,8 786,3 117,6 75,2 18.929 10.505 157
2013 1.567,0 823,0 122,6 76,7 20.404 10.730 160
2014 1.747,0 799,4 126,3 77,7 22.732 10.395 163
2015 1.954,0 720,0 131,3 78,7 25.130 9.261 167
Büyüme  5,6 kat 3,1 kat % 81 19,2% 4,7 kat 2,6 kat 45%

Not: CF GSYH: Cari Fiyatlarla Gayrısafi Yurtiçi Hasıla, SF GSYH Sabit Fiyatlarla Gayrısafi Yurtiçi Hasıla, KB Gelir: Kişi başına GSYH (ya da kısaca kişi başına gelir), SFKB: Sabit Fiyatlarla Kişi Başına Gelir.

Cari Fiyatlarla TL Cinsinden Hesaplanan GSYH’yı Dolara Çevirince Neler Oluyor? 

GSYH cari fiyatlarla, yani o yıl içinde geçerli olan fiyatlarla, hesaplanıyor. Bu durumda o yılın fiyat artışlarını da içinde barındırıyor. Sonra bulunan bu tutar o yılın ortalama dolar kuruna bölünüyor ve dolar cinsinden GSYH bulunuyor. 2015 yılında GSYH cari fiyatlarla 1.954 milyar TL hesaplanmış. Bu tutarı 2015 yılının ortalama dolar kuruna bölersek karşımıza dolar cinsinden 720 milyar dolarlık bir GSYH çıkıyor. Cari fiyatlarla TL cinsinden ekonomi 2002 sonundan 2015 sonuna kadar 5,6 kat, dolar cinsinden ise 3,1 kat büyümüş görünüyor.

Oysa hesaplamada gerçek büyümeyi bulmak için bu hesapları fiyat artışlarını arındırarak yapmak gerekiyor. 1998 yılını baz alarak yapılan sabit fiyatlarla GSYH serisine bakarsak GSYH’nın 2002 sonundan 2015 sonuna kadar olan büyümesi yüzde 45 olarak karşımıza çıkıyor. GSYH’daki gerçek artış budur. Buna göre kişi başına gelir 2002 yılsonu ile  – 2015 yılsonu arasında yüzde 45 artmıştır. Gerisi Dolar cinsinden hesaplama yapılırken nominal değerlerin alınmasından yani fiyat artışlarının giderilmemesinden kaynaklanan bir illüzyondur.

Gerçek Refah Artışımız Ne Kadar Oldu? 

Bu hesapları bir kenara bırakıp çevremize baktığımızda ekonominin son 13 yılda büyüdüğünü görebiliyoruz. İnsanlar daha iyi arabalar, daha iyi konutlar talep ediyorlar, daha fazla sayıda insan beyaz eşya kullanıyor. Yani refah artışı gözle görülebiliyor. Buna karşılık bu refah artışı cari fiyatlarla GSYH büyümesinin gösterdiği gibi 5,6 katlık ya da Dolarla ifade edildiği şekildeki 3,1 katlık bir artışı işaret etmiyor. Olsa olsa sabit fiyatlarla artışın gösterdiği yüzde 81’lik bir artışı gösteriyor. Kişi başına gelir de aynı görünüm içinde. Hatta kişi başına gelirdeki artış GSYH toplamındaki yüzde 81’lik artıştan daha düşük (yüzde 45) görünüyor. Çünkü orada işin içine nüfus artışı da giriyor.

Not: Bu yazı, bu blogda 1 Nisan 2013 tarihinde ‘Gerçekte Ne Kadar Büyüdük?’ başlığıyla ve 1 Ekim 2014 tarihinde ‘Büyüme illüzyonu’ başlığıyla yayınlanan yazılarımın 2015 GSYH, ve büyüme verilerine göre güncellenerek yeniden yazılmış halidir.

http://www.mahfiegilmez.com/2013/04/gercekte-ne-kadar-buyuduk.html

http://www.mahfiegilmez.com/2014/10/buyume-illuzyonu.html

2016 Yılında Türkiye’nin Dış Finansman İhtiyacı

Mahfil Eğilmez Türkiye’nin bu yılki dış borç senaryosunu alternatifleri ile güzel yazmış.

Benim korkum gelişmekteki olan ülkelerdeki riskin artması ile (Türkiye’de dahil) hem gelen paranın azalması, buna mukabil faizlerin daha da artıp kredilerin geri dönüşünde sıkıntıların oluşması ile birlikte daha fazla artan faiz döngüsü sonucunda daha da artan kurla bir negatif döngüye girme durumu.

Umarım bu senaryo gerçekleşmez, ihtimali bile korkutuyor insanı.

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

2016 Yılında Türkiye’nin Dış Finansman İhtiyacı

2016 yılında Türkiye’nin ne kadar dış finansman ihtiyacı olduğunu hesaplamak için iki bilgiyi bir araya getirmemiz gerekiyor: (1) 2016 yılında vadesi gelecek olan dış borç miktarı. (2) 2016 yılında vereceğimiz cari açık miktarının tahmini.

Aşağıdaki tablo Merkez Bankası sitesinden alınmıştır. Bu tablo bize 2015 yılı Aralık ayı itibariyle, orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine 1 yıl kalmış olan dış borçları gösteriyor. Bu demektir ki bu tabloda yer alan miktarlar çeşitli sektörlerce 2016 yılı içinde ödenecek (ya da yenilenecek) miktarlardır.

Ekran Alıntısı2

Bu tabloya göre 2016 yılında vadesi gelecek dış borçların toplamı 172,7 milyar dolardır.

2015 yılında Türkiye 32,5 milyar dolar cari açık verdi. 2016 yılında asgari ücretteki artışların etkisiyle iç tüketimin artacağını ve dolayısıyla büyümenin biraz daha yukarı gideceğini tahmin ediyorum. Bu çerçevede 2016 yılında cari açığın 2015’deki düzeyi dolayında (33 milyar dolar) olacağını bekliyorum.

Türkiye’nin 2016 yılı döviz ihtiyacını; dış borçların ödenmesi ve cari açığın finanse edilmesini kapsayacak miktar olarak ele almamız gerekeceğine göre karşımıza (172,7 + 33 =) 205,7 milyar dolarlık bir toplam tutar çıkıyor.

205,7 milyar dolar en kötümser senaryoya göre gereken döviz miktarıdır. Çünkü bu senaryoda vadesi gelecek bütün dış borçların ödeneceği ve yeni dış kaynak bulunmayacağı varsayılmaktadır. Bu senaryonun gerçekleşme olasılığı yok denecek kadar düşüktür.

Orta senaryo; yukarıdaki tabloda yer alan dış borçlardan bankalardaki döviz hesaplarının üçte birlik bölümünün (36,2 milyar dolar) yenilenmeyeceği, geriye kalan dış borçların da üçte birlik bölümünün (21,4 milyar dolar) yenilenmeyeceğini öngören bir senaryo olabilir. Bu durumda 2016 yılında 172,7 milyar dolarlık vadesi gelecek dış borcun (36,2 + 21,4 =) 57,6 milyar dolarlık bölümü ödenecek demektir. Buna göre 57,6 milyar doları dış borç ödemelerinden 33 milyar doları da cari açıktan kaynaklanan toplam 90,6 milyar dolar dolayında yeni dış finansman bulma zorunluluğu söz konusu olacak demektir.

İyimser senaryo; 2016 yılında vadesi gelecek dış borçların tamamının (172,7 milyar dolar) yenilenmesi ve yalnızca 33 milyar dolarlık cari açığı karşılamak için dış finansman bulmak zorunda kalacağımız şeklindedir.

Gerçek yaşamda bu üç senaryodan hangisini yaşayacağımız dış gelişmelere ve iç gelişmelere bağlı olacak. Dış gelişmeler arasında Fed’in faiz kararları, ECB’nin para politikası adımları, Çin’in durumu, petrol fiyatları ve tahmini mümkün olmayan birçok siyasal ve jeopolitik gelişme yer alıyor. Bunlar bizim elimizde olan gelişmeler değil. İç gelişmeler arasında ise yapısal reformlar, ekonomik önlemler, ekonomi politikasının nasıl uygulanacağı, Merkez Bankası’nın bağımsız davranması, ekonomiyi sıkıntıya sokan, riskleri artıran siyasal ve sosyal meseleler var. Bunlar büyük ölçüde bizim elimizde. Eğer iç çekişmeleri, siyasal kavgaları bir yana bırakabilir de ekonomiye odaklanabilirsek iyimser senaryoyu gerçekleştirme şansımız artar.

Kemerleri bağlayın uçuşa geçiyoruz (Mahfi Eğilmez)

Mahfi Eğilmez revize edilen orta vadeli planla ilgili karşılaştırmayı yapmış bu yazıda. Bence yorumlar doğru. Çok hayalperest olmamak gerçekleri görerek plan yapmak lazım bu zamanda. Yazının orjinaline burdan ulaşabilirisiniz.

Kemerleri Bağlayın Uçuşa Geçiyoruz

Ekim 2015’de açıklanan ve 2016 – 2018 arasındaki üç yılı kapsayan Orta Vadeli Plan (OVP), revize edilerek yeniden açıklandı. Ekim ayından bu yana o kadar fazla olay yaşandı ki bu revizyon kaçınılmaz olmuştu.

Belirsizliklerin tavan yaptığı bir ortamda 2017 ve 2018’e bakmayı çok da anlamlı bulmadığım için aşağıdaki tabloda hükümetin 2015 gerçekleşme tahminleriyle 2016 tahminlerini eski OVP ve revize OVP açısından ele alıp tartışmak istiyorum.

 

Büyüklük 2015 Ekim 2015 Revize 2016 Ekim 2016 Revize
GSYH (Cari F. Milyar TL) 1.928 1.963 2.141 2.207
GSYH (Cari F. Milyar $) 722 736
GSYH (SAGP Milyar $) 1.516 1.578 1.596 1.669
Kişi Başına Gelir (GSYH, $) 9.286 9.364
Kişi Başına Gelir (SAGP, GSYH, $) 19.506 20.298 20.313 21.240
GSYH Büyümesi (%) 3,0 4,0 4,0 4,5
Enflasyon (Yılsonu, %) 7,6 8,8 6,5 7,5
Yatırım / GSY (%) 19,8 19,9 21,0 20,3
Tasarruf / GSYH (%) 14,6 15,6 16,1 16,5
İşsizlik (%) 10,5 10,2 10,3 10,2
İhracat (fob, milyar $) 143,0 143,9 150,0 155,5
İthalat (cif, milyar $) 208,4 207,1 216,3 210,7
Bütçe Dengesi / GSYH (%) -1,3 -1,5 -0,7 -1,2
Cari Denge / GSYH (%) -5,2 -4,4 -4,9 -3,9
Brent petrol ($/Varil) 54,3 52,5 57,6 39,7

Tablodaki verileri değerlendirelim:

(1) Ekim ayında yayınlanan OVP’de cari fiyatlarla dolar cinsinden GSYH’ya ve kişi başına gelire yer verilmemiş, yalnızca satınalma gücü paritesine göre GSYH ve kişi başına gelire yer verilmişti. Bu durum, seriyi bozmuş, karşılaştırma yapmayı sıkıntıya sokmuştu. Bu yaklaşımın, doların TL karşısında değer kazanmasıyla 10 bin doların oldukça altına düşen kişi başına geliri gözlerden saklamaya dönük bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak eleştirmiştim

(http://www.mahfiegilmez.com/2015/10/orta-vadeli-program-ve-gercekler.html.)

Bu kez revize OVP’de cari fiyatlarla GSYH ve kişi başına gelire yer verilmiş ve bu hatadan dönülmüş bulunuluyor. Bu dönüş çok doğru olmuş.

(2) 2015 yılında GSYH’nın cari fiyatlarla 722 milyar dolara gerileyeceği tahmin ediliyor. 2013 yılında 823 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında 2 yılda GSYH’mızın 101 milyar dolar (yüzde 14 oranında) azaldığı ortaya çıkıyor. Benzer bir durum kişi başına gelirde de söz konusu. 2013 yılında 10.822 dolar olan kişi başına gelirimiz 2 yılda 1.536 dolar (yüzde 17’den fazla) gerileyerek 9.286 dolara düşmüş bulunuyor. Kişi başına gelirde yaşanan bu gerileme Türkiye’nin orta gelir tuzağında daha da kötü bir duruma doğru gittiğini gösteriyor. Bu tabloya almamış olsam da OVP’ye göre GSYH’mızın 2013 düzeyine gelmesinin ancak 2018 yılında mümkün olacağının tahmin edildiğini belirteyim.

(3) 2016 yılı için büyüme tahmininin yüzde 4’den yüzde 4,5’e yükseltildiğini görüyoruz. Ben bunu en azından eldeki veriler çerçevesinde oldukça iyimser buluyorum.

(4) 2016 için iyimser bulduğum bir başka tahmin de enflasyon tahmini. Gerçi Ekim ayında açıklanan OVP tahminine göre biraz daha gerçekçi hale getirilmiş ve yüzde 7,5’a yükseltilmiş ama yine de iyimser. Çünkü asgari ücrete gelen yüzde 30’luk artış, emeklilere yapılan maaş artışı, talebi yukarı çekecek ve dolayısıyla fiyatları artıracak adımlar. Bu adımların enflasyonu en az 1 puan yukarı iteceğini düşünüyorum. Bunlara ek olarak yılbaşında, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda ortaya çıkan artışların da (tütün ve alkollü içeceklere gelen zamlar, elektrik zammı vb) enflasyonu 0,5 puan etkileyeceğini hesaplıyorum. Fed’in yıl içinde faiz artırımlarına devam edeceği gerçeği karşısında kurun 2015 yılı sonunda geldiği düzey olan 2,92’den geri gitme olasılığı da görünmüyor. Yani kur artışının da fiyatları olumsuz etkilemesi olasılığı çok yüksek. Bu durumda enflasyonun 2015’de geldiği düzeyden geri gitmesi pek mümkün görünmüyor.

(5) Öte yandan aklıma şu soru takılıyor: 2016 yılı için yüzde 5 oranındaki enflasyon hedefini hükümetle birlikte koyduğuna ve hükümet enflasyon tahminini OVP aracılığıyla yüzde 7,5’a çıkardığına göre Merkez Bankası’nın da hedefi düzeltmesi gerekmez mi?

(6) İşsizlik oranlarını da iyimser buluyorum. Benim tahminim OVP’deki oranın en az 0,5 puan üstünde bir işsizlik oranıyla 2016 yılını tamamlayacağımız şeklinde.

(7) Bütçe dengesinin 2016 yılında Ekim ayındaki tahmine göre kötümser bir görünüm aldığını görüyoruz. Oysa ben böyle olmayacağını düşünüyorum. Devlet kendi cebinden çıkmayan asgari ücret artışından vergi ve sosyal güvenlik primi geliri elde ederek bütçe gelirlerini artıracak. Buna ek olarak gerek asgari ücret, gerek emekli maaşlarındaki artışın piyasada yaratacağı harcama artışının KDV ve ÖTV gelirlerini artırarak bütçeye olumlu katkı yapacağı kanısındayım.

(8) Brent petrol için öngörülen düşük fiyat ortalamasının cari açığı hızla düşürmesi normaldir. Buna karşılık büyüme oranının potansiyel büyüme oranına yaklaşacağının tahmin edildiği bir yılda cari açığın yüzde 4’ün altına gelmesini de beklemiyorum.

(9) OVP tablosunda dolar kuru tahmini yer almıyor. Bunu kendimiz hesaplayabiliriz. TL cinsinden cari fiyatlara GSYH 2.207 milyar TL ve dolar cinsinden de 736 milyar USD olduğuna göre yıllık ortalama Dolar kuru yaklaşık (2.207 / 736 =) 3 TL (tam olarak 2,9986) olarak alınmış demektir. Kaba bir hesapla da yılsonu dolar kurunun 3,10 dolayında kabul edildiğini hesaplayabiliriz [(2,92 + 3,10) / 2]. Fed’in 3 veya 4 kez faiz artırımının beklendiği bir yılda bu kurlar nasıl olacak anlamak kolay değil.

(10) Ortalama kurun niçin 2,9986 gibi düşük bir düzeyde alındığının bir tek yanıtı var: Cari fiyatlarla GSYH’yı olduğundan yüksek göstermek. Eğer ortalama kur mesela 3,10 alınmış olsaydı cari fiyatlarla dolar cinsinden GSYH (2.207 / 3.10 = ) 712 milyar Dolar çıkacak, kişi başına gelir ise 9.058 dolar çıkacaktı. Yani 2015’den de kötüye gitmiş bir ekonomi görünümü olacaktı.

 

Özetle söylemem gerekirse yeni OVP, 2016 yılını Türkiye için uçuşa geçiş yılı olarak ele almış. Açıkçası 2016 tahminlerimi açıkladığımda fazla mı iyimser baktığım sorusunu kendime sormuştum (http://www.mahfiegilmez.com/2015/12/2016-tahminlerim.html.) Ama revize OVP’ye bakınca bayağı bir kötümser kalmışım diye düşünmekten de kendimi alamadım. Uçuşa geçeceğimiz kesin ama nereye uçacağımız belli değil.

Mahfi Eğilmez’in 2015’deki en iyi yazıları (Top 5)

Okuyanlar bilir benim gözümde en objektif ekonomi yazarlarından birisi Mahfi Eğilmez.

Sağ-sol demeden doğru bildiğini yazar.

Ben de hoşuma giden yazılarını paylaşırım.

2015 yılında Mahfi Eğilmez’in yazdığı en iyi yazılar bence:

2015’i Nasıl Bilirdiniz: velespid.com/2016/01/10/2015i-nasil-bilirdiniz-mahfi-egilmez/

Suudi Arabistan ve Norveç Karşılaştırması: velespid.com/2016/01/10/suudi-arabistan-ve-norvec-karsilastirmasi-mahfi-egilmez/

Türkiye Ekonomisinin Küresel Ekonomideki Yeri: velespid.com/2015/11/15/turkiye-ekonomisinin-kuresel-ekonomideki-yeri/

Dünya Gelir Pastası ve Türkiye’nin Payı: velespid.com/2015/05/19/dunya-gelir-pastasi-ve-turkiyenin-payi/

Bir Arpa Boyu Yol Gitmişiz: velespid.com/2015/02/15/bir-arpa-boyu-yol-gitmisiz/

2015’i nasıl bilirdiniz? (Mahfi Eğilmez)

Mahfi Eğilmez’in kaleminden 2015 analizi.

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

2015 yılını geride bırakıyoruz. Buradan geriye baktığımızda karmakarışık bir yıl duruyor arkamızda.

Dünyada neler oldu önce ona bir bakalım: (1) Petrol fiyatı düşüşünü sürdürdü. Petrol ihracatçısı ülkelerin gelir kayıpları artmaya başladı. (2) Jeopolitik riskler özellikle ortadoğuda yükseldi. (3) Çin ekonomisi bozulma işaretleri göstermeye devam etti. (4) Emtia fiyatları düştü ve dolayısıyla emtia üreticisi ülkeler zor duruma girdi. (5) Japonya, parasal genişlemeye gittiği halde ekonomisinde bir toparlanma yaratamadı. (6) ABD ekonomisi toparlanmaya devam etti. Fed, yıl bitmeden önce ilk faiz artışını yaptı. (7) Avrupa, bir türlü ekonomik çıkışa geçemedi. Avrupa Merkez Bankası, parasal genişleme başlattı ancak henüz olumlu bir sonuç alınamadı. (8) Rusya ekonomisi, ekonomik ambargonun ve düşen petrol fiyatlarının etkisiyle zayıflamayı sürdürdü.

Continue reading “2015’i nasıl bilirdiniz? (Mahfi Eğilmez)”

Suudi Arabistan ve Norveç karşılaştırması (Mahfi Eğilmez)

Mahfi Eğilmez ana geliri petrol olan iki büyük ülkeyi kıyaslamış. Güzel bir çalışma olmuş

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Kriz konjonktüründe tahmin tutturmak, oynak bir zemin üzerinde durup tabancayla oynak bir hedefe ateş edip hedefi vurmak kadar zor bir iştir. O nedenle böyle bir ortamda tahminler genellikle tutmaz. Ama biz iktisatçı milleti yine de tahmin yapmaktan vazgeçemeyiz. Tahminlerimizi izleyenler de, tahminlerimiz tutmayınca bizimle dalga geçmeyi severler. Tahminlerle birlikte o tahminlerin dayandığı varsayımları ortaya koymamışsanız tahminlerinizin niçin tutmadığını anlatma hakkınız olmaz. Oysa varsayımlarınızı sıralamışsanız ve onlar doğru çıkmamışsa tahminlerinizin tutmamasının bir gerekçesi olabilir. Çünkü sonuçta varsayımlarınızın tutup tutmaması sizin elinizde olan şeyler değildir. Bu çerçevede tutmayan 2015 tahminlerimin dayandığı varsayımlarımı bir kez daha paylaşıp tutmayan tahminlerime gerekçe olarak ortaya koyayım.

Continue reading “Suudi Arabistan ve Norveç karşılaştırması (Mahfi Eğilmez)”

Türkiye Ekonomisinin Küresel Ekonomideki Yeri

Bu konu sürekli tartışılan gündemlerden ülkemizde. Mahfi Eğilmez hocam çok güzel özetlemiş. Yoruma pek gerek kalmamış:)

Türkiye Ekonomisinin Küresel Ekonomideki Yeri

Yeni OVP ile satın alma gücü paritesiyle (SAGP) yapılan GSYH hesabına dönünce geçmişe bir uzanıp bakayım Türkiye SAGP cinsinden GSYH büyüklüğü olarak dünya GSYH’sı içinde nereden nereye gelmiş dedim. Bu konuda eldeki en güvenilir kaynak IMF’nin Dünyanın Ekonomik Görünümü veri seti. Oradaki seri 1980’e kadar geri gidiyor. Ben de bu seriyi alarak 1980’den 2015’e kadar SAGP ile ölçülen GSYH’mızın dünya SAGP ile ölçülen GSYH’sında nasıl seyrettiğini grafik haline getirdim. Ortaya aşağıdaki grafik çıktı.

Ekran+Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1

 

 

 

 

 

 

 

 

Görüleceği gibi SAGP ile ölçülen GSYH’mızın dünya GSYH’sındaki payı asıl sıçramayı 1980 – 1990 arasında yapmış. 1980’lerde dünya GSYH’sındaki payımız yüzde 1,15 iken 1990’larda 1,35 – 1,40 düzeyine yükselmiş. Sonrasında yaşanan 1994 krizi, 2001 krizi ve 2009 küresel krizinin yarattığı çöküşler dışında hep bu düzeyde kalmaya devam etmiş. Daha açık bir ifadeyle belirtmek gerekirse Türkiye’nin SAGP ile GSYH’sı 1990’larda dünya GSYH’sının yüzde 1,4’ü iken bugün de yüzde 1,4’ü.

Türkiye’nin SAGP ile ölçülen GSYH sıralamasındaki yeri acaba nereden nereye geldi diye araştırdım. Bu kez IMF ile Dünya Bankası veri setini birlikte kullanarak baktım. Buna göre Türkiye SAGP ile ölçülen GSYH büyüklüğünde 1980 yılında 20. sıradaymış. 1990’da 15. sıraya yükselmiş, 2000 yılında 16. sırada yer almış. 2015 yılında ise 18. sıraya gerilemiş bulunuyor.

Demek ki biz büyüdük ettik filan derken dünyada herkes büyümüş ve bizim payımız değişmemiş ama bizden daha hızlı büyüyenler önümüze geçtiği için biz sıralamada 15, 16’ncılıktan 17 – 18’inciliğe gerilemişiz.

Bizim önümüzdeki dönemde düşünmemiz ve yoğunlaşmamız gereken konulardan birisi budur. Aksi takdirde içine düştüğümüz orta gelir tuzağından kurtulmamız mümkün olmaz.

Mahfi Eğilmez

Yanının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Dünya Gelir Pastası ve Türkiye’nin Payı

Mahfi Eğilmez’den Türkiye ile ilgili çok güzel bir çalışma. Yazının orjinaline burdan ulaşabilirsiniz.

Dünya Gelir Pastası ve Türkiye’nin Payı

Aşağıda üç tablo sunuyorum. Bu tabloların ilki 2002, ikincisi 2010 ve üçüncüsü de 2014 yılı itibariyle dünyanın ekonomik görünümü özetle gösteriyor.

2002 Sayı GSYH Payı (%) Nüfus Payı (%) Kişi Başına Gelir (USD)
Toplam Ekonomi 154 100,0 100,0 5.491
Gelişmiş Ekonomiler 29 55,7 15,4
     ABD 21,1 4,7 38.114
     Euro Bölgesi 15,7 5,0 30.221
     Japonya 7,1 2,1 31.241
Gelişen Ekonomiler 125 44,3 84,6
     Çin 12,7 20,8 1.133
     Hindistan 4,8 17,0 492
     Rusya 2,7 2,3 2.380
     Türkiye 0,7 1,1 3.522

 

2010 Sayı GSYH Payı (%) Nüfus Payı (%) Kişi Başına Gelir (USD)
Toplam Ekonomi 184 100,0 100,0 9.497
Gelişmiş Ekonomiler 34 52,3 15,0
     ABD 19,7 4,5 48.310
     Euro Bölgesi 14,6 4,8 31.187
     Japonya 5,8 1,9 42.917
Gelişen Ekonomiler 150 47,7 85,0
     Çin 13,6 19,7 4.437
     Hindistan 5,4 17,8 1.430
     Rusya 3,0 2,1 10.671
     Türkiye 1,1 1,1 10.002
2014 Sayı GSYH Payı (%) Nüfus Payı (%) Kişi Başına Gelir (USD)
Toplam Ekonomi 189 100,0 100,0 10.772
Gelişmiş Ekonomiler 37 43,1 14,7
     ABD 16,1 4,5 54.597
     Euro Bölgesi 12,1 4,7 31.807
     Japonya 4,4 1,8 36.332
Gelişen Ekonomiler 152 56,9 85,3
     Çin 16,3 19,3 7.589
     Hindistan 6,6 17,7 1.627
     Rusya 3,3 2,0 12.926
     Türkiye 1,0 1,1 10.482

Not: Tablolardaki ekonomi sayısı IMF üyesi ekonomileri gösteriyor. IMF üye sayısı son 20 yılda artış gösterdiği için ekonomi sayısı da artmış görünüyor.

Bu tablolara bakarak dünyayı, toplam nüfusu 100 kişi olan ve toplam geliri (GSYH) 100 USD olan dışa kapalı bir köy olarak düşünürsek görünüm şöyle oluyor: Bu 100 kişilik köyde yaşayan 5 Amerikalının kişi başına geliri 4 USD, 5 Avrupalının kişi başına geliri 2,5 USD olarak bulunuyor. Köydeki 2 Japon’un kişi başına geliri 2,4 USD, 19 Çinlinin kişi başına geliri 0,7 USD, 2 Rus’un kişi başına geliri 1,7 USD, 1 Türk’ün kişi başına geliri 1 USD olarak çıkıyor. Geri kalan 66 kişinin kişi başına geliri de 0,6 USD.

(1) Gelişmiş ekonomilerin sayısında artış söz konusu. Son 12 yılda terfi liginden gelişmişlik statüsüne çıkan ekonomiler oldu. Bunların bir bölümü Euro bölgesine dahil oldukları için bu statüye geçerken bazı uzakdoğu ülkeleri de hızlı gelişerek bu gruba geçtiler. .

(2) Tablolardaki çarpıcı gelişmelerden birisi gelişmiş ekonomilerin dünya GSHY’sındaki paylarının azalmasına karşılık gelişen ekonomilerin GSYH paylarındaki artış. ABD, Euro Bölgesi ve Japonya’nın GSYH paylarında ciddi gerilemeler görülürken Çin ve Hindistan’ın paylarında hızlı artışlar ortaya çıkmış görünüyor. Rusya’yı da işin içine katarsak dünyada bir eksen kaymasının söz konusu olduğunu görebiliyoruz.

(3) Türkiye, 2002 ile 2010 arasında dünya GSYH’sı içindeki payını yüzde 0,7’den yüzde 1,1’e yükseltmeyi başarmış olsa da 2014’de payı yüzde 1’e gerilemiş bulunuyor. Bu, bizim daha önce yaptığımız 2002 – 2014 döneminin ilk bölümünün başarılı ikinci bölümünün başarısız olduğunu ortaya koyan (http://www.mahfiegilmez.com/2015/04/akpnin-ekonomide-13-yl.html) analizimizi doğrulayan bir saptama.

(4) Herhangibir yıldaki dünya GSYH’sını o yıl dünya nüfusuna (yıl ortası nüfusu) böldüğümüzde dünyada kişi başına yıllık ortalama geliri buluyoruz. Dünya vatandaşı için bulduğumuz bu gelir ortalama geliri ifade ediyor. Örneğin kişi başına dünya geliri 2002’de 5.491 USD iken 2010’da 9.497 USD’ye, 2014’de 10.772 USD’ye yükselmiş durumdadır.

(5) Ortalama bir Amerikalının yıllık geliri bu süre içinde sürekli olarak artarken Avrupalıların ortalama kişi başına geliri neredeyse hiç artmamış, Japonların ortalama kişi başına geliri önce artmış sonra gerilemiş görünüyor. Amerikalının refah düzeyi artarken Avrupalının refah düzeyi yerinde saymış, Japonun refah düzeyi ise gerilemiş.

(6) Çin ve Rusya kişi başına gelirini hızla artırırken bu artış Hindistan’da daha yavaş bir tempoda ilerlemiş. Bunun nedeni Hindistan’da nüfus artışının ötekilere göre çok daha hızlı olmasıyla açıklanabilir.

(7) Türkiye, kişi başına gelirini 2002’den 2010’a kadar hızla artırmış ve 2002’de yakalayamadığı dünya ortalama kişi başına gelir düzeyini 2010’da geçmiş görünüyor. Buna karşılık 2014 yılına gelindiğinde Türkiye’de kişi başına gelir dünya ortalamasının gerisine düşmüş. Buna ‘orta gelir tuzağına yakalanmak’ deniyor. (Orta gelir tuzağının ne olduğu konusunda http://www.mahfiegilmez.com/2012/12/orta-gelir-tuzag-ve-turkiye.html.)