Ya ben anlatamadum

güzel bir klipçik takıldı gözüme Turan Şahin’den “ya ben anlatamadum”. Bakayım youtube’dan deyince hem orjinali hem de farklı versiyonları da çıktı.

Benim hoşuma gitti, tabii belki çok popülerdir de popüler kültürü çok bilmeyen ben atlamışımdır:)

Şu keyifsiz günlerde bir nebze güldürebilir kanaatindeyim.

Keyifli izlemeler 😂😂😂😂😂

Continue reading “Ya ben anlatamadum”

Boston Boston

başlığa bakıp yazıyı şehirle ilgili sanmayın:)

İki film var bugünlere kadar beklettiğim. hani iyi filmleri beklersiniz ya zamanı gelsin izleyim diye.

Spotlight ve Black Mass (kara düzen) Boston şehrinde geçen iki film.

2015-12-08-pelletier-b

Spotlight 2 oskarlı meşhur Boston Globe gazetesinin o günlerde çok güçlü olan klisenin (bugünlerde de gücü yadsınamaz) çocuk tacizlerini nasıl örf baz ettiğini ortaya çıkarma hikayesi.

116259-jpg-r_1920_1080-f_jpg-q_x-xxyxx

Blackmass ise yine Boston’daki İrlanda mafyasının ve devletle kirli ilişkilerinin hikayesi.

İki filmin Boston’dan başka bana göre en güzel ortak yanı farklı filmlerde farklı rolleri çok iyi oynayabilen kadrosu.

Herkesin karayip korsanlarında görmeye alıştığı Johnny Depp tamamen farklı bir rolde Black mass filminde.

Spotlight’ta ise Mark Buffalo düşük mahalleden çıkma yeniyetme gazeteciyi, Michael Keaton ise başarılı kariyeri olan yerel Boston’lıyı güzel oynuyor. Stanley Tucci ise yan roller almasına rağmen genelde her zaman çok başarılı.

Birde hep entellektüel seviyesi ile, icatlarıyla, üniversiteleri ile bildiğimiz meşhur Boston şehrine birde bu açıdan bakın bakalım:)

Stajyer

Son günlerin klişelerinden biri Y kuşağı ile eskilerin çatışması üzerine.

Eskilere göre Y kuşağı iş beğenmeyen, açgözlü ve çok rahat

Y kuşağına göre eskiler eski kafalı, risk sevmeyen ve zevksiz.

Bu film tam buraya atış yapıyor ama ters açıdan:)

Eski kuşağın yanında çalışan Y kuşağı yerine, 18 ay önce iş kurmuş patron bir Y kuşağı yanında çalışan 70 yaşındaki stajyer.

Bence güzel hayat dersleri var bu filmde. Robert De Niro her zamanki gibi bu rolde de keyifli.

Benden 4 yıldız.

THE-INTERN-Movie-Poster

Good vibrations

fid12597

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Heralde bu yıl izlediğim en güzel filmlerden biri.

Hayatta bir amacı olan ve o amacı satmayan Terri Hooley’in iç savaşın olduğu dönemdeki Kuzey İrlanda’da bir plak dükkanını işletmesini anlatıyor.

Filmin en önemli anlarından birinde meşhur ettiği bir grubun telif hakkını nerdeyse bedavaya devrettikten sonra diyorki;

Sizi satın alamazlarsa sizden bir şey talep edemezler.

Bugün bile ne kadar doğru değil mi?

Türkçe’si var mı bilmiyorum ama tavsiye ederim herkese.

Keyif ve dram bir arada

Match

derler ki en zor filmler dar alanda az kişi ile çevrilenler.

Şimdiye kadar izlediğim Telefon Kulübesi ve Ölümcül Oyun bu tarzın başarılı örneklerinden.

En son izlediğim Match ise en güzeli diyebilirim. X-men’den tanıdığımız Patrick Stewart çok iyi bir performans sergilemiş.

Yıllarını yalnız geçirmiş, hayatının son baharındaki bir adama gelen süpriz misafirler ve arada geçen diyalog.

Şu an sadece ingilizcesi var sanırım, umarım yakında Türkçe versiyonu da çıkar.

match_xxlg-500x500

Saksı Çiçeği Olmanın Faydaları

Bugünlerde arkadaşlarımdan biriyle benzer film zevklerimiz olduğunu öğrenip bir de benim bilmediğim filmleri izlemiş olduğunu duyunca bu hazineden faydalanmaya başladım:)

Saksı çiçeği olmanın faydaları bu serinin ilklerinden. Okullarda olur ya hiç arkadaşı olmayan sessiz bir tip vardır. Bu sessiz tip ve onu kabul eden yeni arkadaşlarının pek keyifli hikayesini anlatıyor.

MV5BMzIxOTQyODU1OV5BMl5BanBnXkFtZTcwMDQ4Mjg4Nw@@._V1_SX640_SY720_

Temple Grandin

temple afis

Yıllar önce bir video izlemiştim, otistik bir adamın Roma’yı kısa bir helikopter gezisinin ardından birebir ölçülerde çizmesi ile ilgili.

O zaman çok etkilemişti bu durum beni. Sonra anladım ki yaratılıştaki adalete uygun olarak bir şeyler eksik olduğunda bize lütuf olarak başka güzellikler kısmet olabiliyor, tabii bu durumu anlayan ve şükreden insanlar için geçerli bir durum.

Dün izlediğim film Temple Grandin’de de çok benzeri bir konu vardı ve beni çok etkiledi. 4 yaşında otistik teşhisi koyulan ama vazgeçmeyen bir anne ile vazgeçmeyen bir çocuğun inanılmaz hikayesi anlatılıyor. İşin ilginç yanı Amerika’da kesilen hayvanların yarısının Temple Grandin’in tasarladığı yöntemle kesilmesi. Yani bizler bir çok şeyi dert edip morali bozarken, bir otistik istediği zaman dünyayı etkileyebiliyor.

Bu arada filmde çok etkileyici bir söz söyleniyor. Biz ebeveynler çocuklarımızın hayal ettiğimiz gibi olmasını istiyoruz ve olmazsa bunu bizim hatamız olarak görüyoruz diyor. Cidden günümüz dünyası için çok doğru bir söz.

Düşünsenize bizimle gerçekten alakası olmayan çocuğumuzun zekası aslında yaratılıştan gelen bir durum ve biz bu durumla ne kadar gurur duymaya çalışıyoruz.

Benim çocuğum şu kadarken yürüdü demek, bu kadarken koştu demek bir gurur vesilesi oluyor ki aslında olması gereken şükür vesilesi.

Bu arada filmi izlemek isterseniz sanırım sadece ingilizce versiyonu mevcut.

Filmin trailer’ı biraz fikir verebilir:)

Gerçek Temple Grandin’i merak ederseniz, şu an Colorado devlet üniversitesinde hocalık yapıyor.

rw-temple-headshot-best_0

 

 

 

Can Dostum (intouchables)

Düşünün boynunuzdan aşağısı felç.

Bol miktarda paranız da var. Nasıl bir yaşamınız olurdu?

Bu hem düşündürücü hem de keyifli filmde. Sakat bir adamla varoşlardan gelen bir ikinci sınıf Fransız’ın keyifli dostluğu anlatılıyor.

Benim için tekrar bir şükür ve başkalarını düşünme sebebi oldu. İzlenmesini tavsiye ederim.

intouchables

fragmanını izlememek isterseniz,