Garip bir anket (sonuçlar)

Geçen hafta aklımda olan bazı soruları paylaşayım niyetiyle gönderdiğim anketin sonuçları çıktı paylaşayım dedim. Madde madde sonuç değilde ilgimi çeken sonuçları paylaşayım istiyorum tabii biraz da yorum yapayım.

Bu arada anket sorularını hatırlamak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

2 soru vardı ankette ezberci eğitimin etkisini görme amacıyla sorduğum, yorum değil bilgi sorusu.

Bunlardan ilki üçgenin iç açıları toplamı sorusuydu ki (zor olan) sorunun cevabı ortamdan ortama değişir olacaktı. Neden derseniz herhangi bir kısıt belirtilmediği için (üçgenin iç açıları toplamı bizim bulunduğumuz öklit uzayında 180º) ortamdan ortama değişir olacak. Sanırım bize lise 1’de öğrettikleri iki önemli konudan biri buydu ilki mantık, ikincisi sınırları doğru belirlemek. Bu soruda da sınır belirtilmediği için cevap verenlerin %90’ı yanlış cevap vermiş oldu.

Bu arada üçgen konusu ile ilgili eski bir anım var merak edenler buradan ulaşabilir.

Bilgi içeren ikinci soru Hz. Muhammed (sas)’nin yaşı. Aslında bu soruda bir hatam vardı, bir yere miladi olarak yazmadım o yüden bu soruda hata benim olsun dedim, ardından bir psikolog arkadaşımız için benim anketin düzeltilmişini (miladi kısmı eklenmiş) gönderdiğimizde sonucun değişmediğini görünce şaşırdım. Cevaba gelirsek Hz. Muhammed (sas) 571 doğumlu, 632 yılında da vefat etti yani 61 yıl yaşadı. Bilgilerdeki 63 yıl hicri hesap. bu soruda doğru cevabı bilen %38’di.

Gelelim yorum sorularına. Evrim’e inanma oranını sormuştum.

%48 evrim kesinlikle yok demiş, türler arası geçişe inanan ama maymundan gelmediğimize inanan grup ise %35, geri kalan ise evrime komple inanıyor.

Bu sonuç beni çok etkiledi, 10 yıl önce olsa belki %90 inanmıyor çıkardı ki son zamanlardaki bilimsel gelişmelerin faydası olmuş diyelim.

Şunu da unutmamak gerekir ki eskiden evrim, komünizm ve ateizm bir paket olarak sunuluyordu, kapitalizm, muhafazakarlık ve evrime inanmama bir paket olarak sunuluyordu. Son zamanlarda bu paketlerin birbiri ile alakasının olmadığı ortaya çıkınca tercihler de değişti.

Kur’an-ı Kerim’i Türkçe okuma oranı benim çevrem okuyan ve daha muhafazakar kabul edilen çevre olmasına rağmen %40’ta. Bakın tefsir demiyorum meal okuma oranı. Tefsir oranı%2. İmanın şartlarından biri kitaba imanken,ilk ayet oku iken, müslümanlar kendi kitaplarını bile okumuyor ise geri kalmışlığı sorgulamamak lazım bence:)

İlginç sorulardan bir tanesi 1 milyon kişiye fayda sağlayacak bir deney için 1 kişiyi öldürür müsünüz? sorusu. %90’ı öldürmezdim demiş, doğru da demiş. Neden dersenizin cevabını milgram deneyi adı verilen deney veriyor. Sorumluluk sizedeyse yapmayın ama sorumluluk başkasındaysa yani suç atacak adam varsa istediğinizi yapabilirsiniz.

Bu soruyu sorumluluğu atacak şekilde biraz da hissi hale getirecek olsak yani desek ki:

Vatanın bekası için azınlık feda edilir mi?

Emin olun bırakın bir kişiyi yüzlerce kişinin ölmesine razı insanlar.

Sorularda bir kritik hatam şairler için olmuş. Necip Fazıl veya Nazım hikmet için tercih yaptırırken ikisini de severim seçeneğini unutmuşum. Diğer ankette bu seçeneği de koyunca gördük ki %60’tan fazla kişi her iki şairi de seviyor. yani benim kafamdaki iki şair iki ucu temsil ediyor önyargısı burda deliniyor.

Peki hangi şair ne kadar seviliyor bireyselde derseniz Necip fazıl 50 birimken, Nazım Hikmet 30 birim. Sanki seçim sonucu gibi:)

Motto

Bu hafta yazımızdan önce ufak bir ricam var.

Arada bir dost meclisinde sorduğumuz bazen komik bazen düşündürücü sorular sorular oluyor. Bir deneme babında bu sorulardan bir kaçını anket gibi hazırladım, sizden de rica 2-3 dakika zaman harcayıp bu soruları doldurmanız.

Anketi https://goo.gl/forms/14EFkSUffyL0wjSu1  adresinden doldurabilirsiniz. Derlerki istatistikte minimum 30 veri olması lazım, bakalım kaç cevap gelecek😀, yazıyı 100 kişi okuyor ortalama)  

Bu hafta Dücane Cündioğlu’nun Motto kitabından seçtiğim bazı güzel sözleri paylaşacağım. Okumadıysanız son zamanlarda çıkmış güzel fikir kitaplarından diyebilirim. 

Motto

Yaşamı boyunca herkes birini bulur, ama birbirini bulmak çok az insana nasip olur. 
(Bir çok insan ufak tefek sebeplerde dostluğu, evliliği sonlandırıyor, düşünün birbirini bulmuş iki insanın sırf zanlarla veya gururla birbirini terketmesi ne kadar üzücü)
 
İnsanın nankörlüğe eğilimi zayıflığından kaynaklanır, çünkü minnetin yükü ağırdır.
 
Eksiklerini, yetersizliklerini, günahlarını kibirle örtmeye alışmış zekalar nezdinde suçlu hep başkalarıdır.
 
İşler yolundayken değerler yükmüş gibi görünür, ama kötü günlerinde insanı ayakta tutacak olan sadece o değerlerdir
 
Mecnun olmayana Leyla görünmez
 
Öğrenilmiş hakikatlerin hakikat olup olmadığından kuşku duymaktır irfan.

Barış

Bu seferki yazımız kısa ve öz. Daha önce yayınlamıştım ama anladım ki her hafta hatırlasak bu sözü yine yeridir. 

Barış

Barış ne zaman gelir biliyor musunuz?
 
Ölen kimden? diye sormadan, üzüldüğümüz zaman
 
İnşallah ölenin olmadığı, hiç birimizin de üzülmediği günler de gelir yakında.

Süpriz Şair 😁

Bir olgu var benim hoşuma gitmeyen bir çok fikir veya kişi blok paketler halinde sunuluyor bize, kabul et veya reddet der gibi veya sev veya nefret et der gibi.

Mesela evrim, ateizm ve komunizm üçü bir arada paketler halinde sunuldu yıllarca birini kabul etmek üçünü kabul etmek gibi algılandı. Veya kapitalizm, muhafazakarlık ve imam hatipler.
Aynı şekilde Nazım Hikmet veya Necip Fazıl’ın edebi değeri unutuldu siyasi düşüncelerinden dolayı kimi taparcasına sevdi, kimi nefret etti. Halbuki bu paketlerde, kişilerin fikirlerini de ayrı ele alınsa o kadar güzel kazanımlar elde edebiliriz ki, tek ihtiyacımız biraz önyargısız okuyup düşünebilmek.
 
Kutuptaki kişilerden biri de Aziz Nesin’di. Sol camia için kutsal, muhafazakarlar için kötü adam oldu. Bu hafta size Aziz Nesin’den 3 farklı şiir gönderiyorum, bakalım yourumlar nasıl olacak😁 
 
Dünya Nüfusu
 
Şunun şurasında kaç kişiyiz Üçgül’üm
Romeo’yla Jülyet’i saymazsak
Kerem’le Aslı
Ferhat’la Şirin
Tahir’le Zühre
Hadi Leyla ile Mecnun diyelim
Bir de seninle ben
 

Continue reading “Süpriz Şair 😁”

Gönül Zenginliği ve Değer

Bugün birbirinden farklı görünen aslında birbirine çok benzeyen iki hikayem var. Hem değerin ne olduğunu, hem gönül zenginliğini hem de aslında doğu ve batı kültürünün bir çok ortak değerde buluştuğunu göreceğiz bence. 

Hikayelerden ilki meşhur yazar Oscar Wilde’den

 Fiyat ve Değer Arasındaki Fark

Avrupa’nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri,  vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. 

Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.

Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve;

“Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar” der.

Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. 

Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:

“Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?”

Ressam cevap verir:

“Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?…”

İkinci hikayeye geçmeden ufak bir nükte: Oğlumuz Ali doğum gününde annesine kumbarasındaki parayı yani bütün servetini hediye etmiş. Üzerine de bombayı patlatmış:

Sevinebilirsin artık zenginsin😂😂😂

İkinci hikayemiz’de Sahabe-i Kiram’dan;

Gönül Zenginliği Üzerinde

Hz.Ali’nin ağabeyi Cafer bin Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. 

Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. … Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu: 

“Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?” 

Köle sıkılarak cevap verdi: 

“Işte bu üç parça ekmek.” 

“O halde neden kendine hiç ayırmadın?” 

“Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim.” 

“Peki sen ne yiyeceksin şimdi?” 

“Oruç tutacağım.” 

Bunun üzerine, Abdullah bin Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu sordu. 

Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı. Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi: 

“Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum.” 

Cömertliğiyle meşhur Abdullah bin Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve: 

“Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin” dediklerinde, şu karşılığı verirdi: 

“Ama o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını…

Continue reading “Gönül Zenginliği ve Değer”

rip masaüstü

Daha değil belki bu yazdığım ama yakın geleceğin olacağı.

Bugün itibariyle android işletim sistemi windows’u geçip en çok kullanılan işletim sistemi olmuş.

Bu ne demek masaüstünde son 30 yıllık windows birikimi 10 yıllık Android’e geçildi.

Artık hızla da gerilemeye devam edecek.

Bedri Rahmi’den

Bazı şairler var yazdıklarından kendinizi bulursunuz. Arkadaşlar bilir Can Yücel’dir benim keyif aldığım. Bugünlerde ufaktan bir rakip çıktı Can abimize Bedri Rahmi Eyüboğlu 😀 

Bu hafta Bedri Rahmi’den iki kısa şiir paylaşayım bende;
 
Gitti Gidecek
Sevmek
Güzel meslek
Ama zor
Can dayanıyor
Dayanmasına 
Ama yürek
Gitti gidecek
 
Erimek
Erimek belirsizce her şeyde
Karışmak sulara, yıldızlara
Sinmek kokusuna mormenekşenin
Yanmak damar damar nefes nefes
Yaşamak tükene tükene.

RAP ne demek?

Bugün anlamı farklı şekilde kullanılsada bir çok kelimenin aslı bir temele dayanıyor.

Rap’e gelince ritmik afrika şiiri’nin ingilizcesi olan Rythmic African Poetry’den geliyormuş.

Need protest derseniz büyük ihtimalle ABD’de ikinci sınıf vatandaş olan zencilerin direnişini simgeleyen müzik türü diyebiliriz.

Tabii ABD’de diğer ülkelerde de RAP’i beyazlar istila etmiş manasını bilmeselerde😀

Aynı bizim kruvasan sevdamız gibi.

Ya ben anlatamadum

güzel bir klipçik takıldı gözüme Turan Şahin’den “ya ben anlatamadum”. Bakayım youtube’dan deyince hem orjinali hem de farklı versiyonları da çıktı.

Benim hoşuma gitti, tabii belki çok popülerdir de popüler kültürü çok bilmeyen ben atlamışımdır:)

Şu keyifsiz günlerde bir nebze güldürebilir kanaatindeyim.

Keyifli izlemeler 😂😂😂😂😂

Continue reading “Ya ben anlatamadum”